YAZARLAR

Tüm Yazıları H. Kutsi Kaya

‘Öğrenci Andı’nın Hikâyesi

05.09.2018 08:57

 

1972 yılına kadar ‘Öğrenci Andı’ olarak bilinen birkaç kere değiştirilen mâlum metni 1930 yılların Millî Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Dr. Reşit Galip kaleme almıştır. Meselenin trajikomik yanı Bakan Reşit Galip bu metni kızlarının (rivâyete göre ikizleri ) doğum günü için yazmıştır.

Devamını Mustafa Kemal’in yakın çalışma arkadaşlarından, mânevî kızı, ilk tarih profesörlerinden Afet İnan’dan (Uzmay) okuyalım:

“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü’ne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir ant meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı’ dedi.

Kâğıtta şöyle yazıyordu: “Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

 

Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit Galip, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.”

 

| Kaynak: Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (Baskıya Hazırlayan: Arı İnan), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007 |

“Öğrenci Andı’ Mustafa Kemal tarafından çok beğenilmiş ve andın, Talim Terbiye Kurulu tarafından 10 Mayıs 1933 tarihli bir genelge ile bütün okullarda her gün okunması mecburiyeti getirilmişti.

 

Mâlum and 1972’de aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene.”

 

1997’de de , “yasam” kelimesi “ilkem” ile değiştirildi, “Varlığım, Türk varlığına armağan olsun” cümlesi sona alınmış ve ant şu şekle sokulmuştur: “Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

 

Son söz: İktidarın 30 Eylül 2013 tarihinde açıkladığı paketin bir maddesi de ‘andın kaldırılması’ idi. Demokrasiye bir katkısı olur mu, bilemem. Antta geçen ‘Türk’ kelimesinden doğan hassasiyeti de anlayabiliyorum. Amma meseleyi böyle düşünmek yerine önce gereksiz yere ‘kutsal’laştırılan; sonra da her gün karda, kışta, yağmurda çamurda ‘Kemalist bir dua’ olarak öğrencilerin boğazlarını yırtarcasına hep bir ağızdan söylemelerinin mantığına bir açıklama getirmek gerekir. Bir dikte, bir dayatma, bir beyin yıkama metodu değil mi bu? Türk’üm demeyi anlarım da, ‘doğruyum’ ‘çalışkanım’ demekle ne doğru olunuyor ne de çalışkan !

Haberler

Spor

Kavaklıgücü Fark Yaratıyor

Gündem

Yangın Tatbikatı Gerçeği Aratmadı

Gündem

Fotoğraf Sanatçıları İlçede Buluştu

Gündem

Başkan Kurtulan Doğal Aday Adayı

Gündem

Müdürden Öğretmen ve Öğrencilere Teşekkür

Gündem

Şüpheli Kazı İddiası

Gündem

Telsiz ve Radyo Amatörleri Suuçtu'da Yarıştı

Gündem

Pazaryerinde Ücretsiz Otopark Dönemi

Gündem

Organ Bağışında Farkındalık Yarattılar

Gündem

Ulu Önder Saygıyla Anıldı

Gündem

Efe'den Çaltılıbük ve Demireli'ndeki Okullara Ziyaret

Gündem

Muhtarlar Günü Törenle Kutlandı