YAZARLAR

Tüm Yazıları H. Kutsi Kaya

İbrahim İnegöllü Ağabey’in Ardından Vefâtının 16. Yıl Dönümünde Vesilesiyle (1952 – 1 Ağustos 2002)

04.08.2018 09:20

 

 

70’lerin son yılları olmalı. Bir akşam üstüydü. sevgili İsmail Korkmaz’ın târif ettiği bir dükkânı bulmak için caddedeydim. Nirengi noktam Atatürk Caddesi’nden pazar yerine giden köşedeki bir kitabevi idi. O araya saptım ve o arada 200 metre kadar ilerledim. Arkadaşımın dediği yere gelmiştim. Solda bir terzihâne idi. Selâm vererek içeri girdim. Ben cümlemi kurmaya çalışırken dükkândaki ağabey:

 

-Beni tanıyor musun delikanlı, dedi ve müthiş kahkaha patlattı.

 

-Hayır, dememi beklemeden:

 

-Sen buradaki Ülkü Ocakları’nın muhasibi Kutsi değil misin?

 

– Evet ağabey, dedim.

 

Elimi şiddetle sıkarak:

 

-Ben de İbrahim İnegöllü.

 

İbrahim Ağabey o zamanlar babasının terzi dükkânında çalışıyordu. Her şeyden önce çok komik biriydi İnegöllü. Onun olduğu yerde – üstelik de 1980 öncesinin puslu havasında – somurtmak, surat asmak mümkün değildi. Ne yapar ne eder, anlattıklarıyla bulunduğu vasattakileri kahkahalara boğardı.

 

Dürüsttü İbrahim Ağabey. Saftı, tertemiz kelimesinin bütün muhtevasıyla saftı. İknâ etmek de kolaydı, inandırmak da. Çünkü karşısındakine sonsuz derecede güven duyardı. Neticede hepimiz de aynı ‘dava’nın etrafında kenetlenmiş -mahalle itibariyle- iki elin parmakları sayısınca ‘Ülkücü’ idik.

 

Giyimi, kuşamı ile de tiril tirildi İbrahim Ağabey. Beyaz gömlek, siyah pantolon ve yumurta topuklu ayakkabı olmazsa olmazı idi. Düşük bel sanılırdı pantolonu, oysa göbek çevresindeki yağlarıydı onu öyle gösteren. Bıyıkları da yukarıdaki gibiydi.

 

Aradan üç beş sene geçti İbrahim Ağabey terziliği bıraktı. Engin plakçılığın arkasındaki dükkânlardan birinde bir kahvehane açtı: İnegöllü’nün Yeri. Genellikle akşamları orada toplanırdık.

 

Bir perşembe günüydü. Mustafakemalpaşa’nın pazarıydı. Nusret Algun’la beni yolda yakalayan

 

İbrahim Ağabey:

 

-Gülüm iki dakika sonra geleceğim kahve size emanet, dedi.

 

Biz işe soyunduk, kahveciliğe başladık. Akşam üstü telefon çaldı.

 

-Alo ben İbrahim, Savaş’la birlikte Bodrum’dayım. Başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Arkasından o meşhur kahkahasını patlattı.

 

Güya 2 dakikalığına giden İbrahim Ağabey tam bir hafta sonra gelmişti.

 

Sonra araya yıllar girdi. Mustafakemalpaşa’ya döndüğümde oğlu Gökalp’i de okuttum. .Yemyeşil gözlerine baktığımda İbrahim Ağabey aklıma gelir bırakın el kaldırmayı surat bile asamazdım.

 

Bir perşembe günüydü. Belediyenin anonsuyla sarsıldım. İbrahim İnegöllü vefat etmişti. Şairin dediği gibi her ölüm erken bir ölümdü. İbrahim Ağabey’in ölümü gerçekten bir erken ölümdü. 50’sindeydi daha.

 

1 Ağustos 2002’de Yeşil Camii’nde öğleyin kılınan namazdan sonra uğurladık İbrahim Ağabey’i. Zaman su gibi akıyor. Dile kolay 16 sene olmuş gülmelerine doyamadığım İbrahim Ağabey’i kaybedeli… Rabbim rahmetini esirgemesin… Dualarım onunla.

Haberler

Gündem

Uyuşturucu Ticaretine Bir Darbe Daha

Gündem

Merhum Başkanlar Mezarı Başında Anıldı

Gündem

Madeni Eşya Odasından Mesleki Yeterlilik Çalıştayı

Gündem

Şehitlerimiz İçin Mevlid-i Şerif Okutuldu

Dünya

Kan Bağışı Kampanyası Başladı

Gündem

Emniyet Zehir Tacirlerine Göz Açtırmıyor

Gündem

Behram Yolu Tamam

Gündem

Av Sezonu Açılışı ve Avcı Bayramı Etkinliği

Gündem

Kafkas Şöleni'ne Büyük İlgi

Sağlık

Kan Bağışına Destek Çağrısı

Gündem

Mücadele Gazetesi'nden Yeni Marmara'ya Ziyaret

Gündem

Ev Almak İçin Çektiği Parayı Düşürdü, Duyarlı Bir Vatandaş ise Bulduğu Parayı Emniyete Götürdü