YAZARLAR

Tüm Yazıları H. Kutsi Kaya

Benim Şairlerim -11  Ziya Osman Saba

16.04.2018 08:33

 

47 yıllık kısa bir ömür. Ziya Osman Saba 1910 yılının Mart ayında, İstanbul’da doğar. Çığırtan Galatasaray Liseliler’den değildir. Hukuk okur ama bu kariyerini bile yükselme vesilesi yapmaz. Misâkî Milli Sokağı’ndan sabahları işe gider, akşam – Allah ne verdiyse – elleri dolu döner İstanbul’un sokak ve caddelerinden geçerek. Mükemmel bir eş, çok iyi bir babadır. Sıradanmış gibi söylenen yalın mısraların şairidir ömrü boyunca. Dünyaya gelmiştir. Şükreder, sorumlulukları bilir ve öyle de şükür içinde yaşar. Gençliğinde de sâde bir insandır. Su gibi duru, çok şey istemeden sevgiliden, düz ve bir o kadar da lirik söyler sevgisini:

Yetişir

Beni hatırladıkça,
Evine misafir geleyim,
Ara sıra gönlümü al;
Kahvemi sen pişir.
Sokakta görünce, gülümse,
Taze doldurulmuş sürahiden
Yanıma yaklaş,
Bir bardak su ver
Az elin elimde kal.
Yetişir. (1944)

 

“Nefes almak” bile Ziya Osman Saba için başlı başına büyük bir iştir. Dünyaya bakışındaki basit gibi görünen, o çok kolay yakalanamayan duygu, onu çok daha erişilmez yapar. Hep iyimserdir.Hem iyimser yaşar, hem de iyimserlik aşılar. Geçen Zaman ve Nefes Almak şiir kitaplarını bitiren hiçbir insan zerrece kötümserliğe kapılmaz. Elbette yaşadığı dünyaya, yaşananlara duyarsız değildir. . Birinci Dünya Savaşı bittiğinde 8, İkinci Dünya Savaşı başladığında 29 yaşındadır. Ama şiirine kavgayı sokmamıştır. Yalpalamayan bir dili ve söyleyişi vardır.Çocukları yaşadığımız dünyanın temel rengi sayarsa Ziya Osman Saba da farklı bir açıdan bu duyarlılığı dile getirir:

 

“Ama şu dünya hali, bin türlü kaza, belâ,
Ama bunca hastalık, gıdasızlık, verem;
Tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük!
Çocukların öldüğünü istemem…” (1950)

Ziya Osman Saba küçük mutlulukları, sâde ama dengeli bir hayatı, küçük şeylere bile şükretmeyi, bütün sevgileri, güzelim İstanbul’u; yalın, sıcak, zarif ve berrak bir şekilde terennüm ederek , çağımızda hiçbir şeyle –ne hikmettir bilinmez – mutlu olamayan, ilişkilerini giderek kirleten ve eksilten, vefasızlaşan, yalnızlaşan insana adresi olmayan lirik mektuplar göndermiştir. Okumayı bilene. Ve o sessiz şair, bir kış günü, 29 Ocak 1957’te, bir kalp krizi sonrası sessizce gider bu dünyadan. Onu rahmetle anarken, onun, samimi hislerle dolu bir şiiriyle bitireyim yazımı:

Dilek

Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi
Bu bahar gününde, dertliyi, ümitsizi
Terfi etmiş memur, sınıf geçmiş öğrenci
Kadını, erkeği, yaşlısı, genci,
Bir bayram sevinciyle, kol kola sokaklarda
Sevgililer, baş başa, muratlarına ermiş
Çocuklar el ele, bir halka oluvermiş
Görmek isterdim camlardan, odalarda oturmuş
Radyoyu açmış, küçük sofra kurmuş
Yol, meydan, dere, tepe, dağ, bayır, kır
Vapurlar limanlarda yola çıkmaya hazır
Gazinolar, plajlar, sinemalar açık
Her dilden bir şarkı, her dudakta bir ıslık
Ne yoksul âhı, ne dul hıçkırığı, ne hasta iniltisi
Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi. (1954)

Haberler

Gündem

Engellilere resim kursu

Gündem

Şehirlerarası Ulaşım Masaya Yatırıldı

Gündem

Okulların bakımı hız kazandı

Gündem

Ak Partiye Yeni İlçe Koordinatörü

Spor

TATLITOP için Kayıtlar Sürüyor

Gündem

Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürü Değişti

Gündem

İlçeden Milli Takıma Bir Sporcu Daha

Gündem

15 Temmuz, simülasyonla anlatılacak

Gündem

Tepecik'in çöken yolu düzeltiliyor

Gündem

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Mali Kongresini Yaptı

İletişim

MÜCADELE GAZETESİ - Tel : 0224 613 9242

Gündem

YKS Sınavları Sorunsuz Tamamlandı